2008'e Dair ...
31/12/2007
Ne yazık ki hem ilerleyen teknoloji hem de kültürel etkileşim ile gelenek dışı biçim almaya başlayan ve hatta her geçen gün unutulmaya yüz tutmuş geleneklerimizdendir "bilmecelerimiz"...
Eskilerimizde keyifli zaman geçirmenin doğurdugu yaygın bir zeka ve söz oyunudur... Çok eskilerden bir bilmecedir;
İzmir'den bir gemi gelir
Gemiciler bilmez onu.
Gemi içi sandık dolu
Sandıkçılar bilmez onu.
Sandık içi kutu dolu
Kutucular bilmez onu.
Kutu içi kagit dolu
Kagıtçılar bilmez onu.
Kagıt içi mercan dolu
Mercancılar bilmez onu.
Mercan içi inci dolu
İnciciler bilmez onu.
Ben de bilmecenin cevabını bulamadım... Bilemiyorum sizlerden bulan oldu mu? Uzatmayalım, bilmecenin cevabı "NAR"dır dostlarım...
Nar; bir bakıma BEREKET'in sembolüdür... Farklı çoğunluğu bir araya getirir; BİRLİĞİ ve BERABERLİĞİ sevgide, leziz bir tatta birleştirir... Hatta Nar öylesine değerlidir ki; güzelliği ve zerafeti de sembolize eder bir bakıma... Sevgiliye yada evladlarımıza "Nartanem, Nurtanem, Birtanem..." diye hitap etmemiz bunun ispatı değil midir...
Törelerimiz, geleneklerimiz dermiş ki (ben büyüklerimin yalancısıyım);
"Gece yarısına erişip, akrep ile yelkovan birleştiğinde, eski yılı uğurlayıp, yeni yılı karşılarken; kapınızın eşiğinde bir NAR kırınız... Ve o Nar'ı öyle bir kırınız ki, içerisinde ki inciler, mercanlar etrafa etrafa saçılsın... Müdeler, mucizeler, mutluluklar misali... Bir erdemi de BEREKET idi ya Nar'ın.. Öyle sadece PARA'da değil, Huzur'da, Sevgi'de, Sağlık'ta, Mutluluk'ta da berekettir Nar..."
Ben bu yıl bir değişiklik yapıp, bu anlamlı ve küçük töreye inanarak yeni yıla girerken kapı eşiğinde yada balkonda bir Nar kıracağım... Kendim için ve siz kıymetli sevdiklerim için... Töre de anlatıldığı gibi Nar'ımı öyle bir kıracağım ki; iyi dileklerim olan Sevgi, Huzur,
Sağlık ve Mutluluk tüm evrene yayılsın... İnsanlık sevgisi tüm iyi yüreklerde yerini alsın...
Kıymetli sevdiklerim; Yeni yılınız kutlu olsun...
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
HAZIRAN'da OLMEK ZOR !
14/12/2007
Arşivden...
2 Haziran 2006'dan...
****
Annem evimizi kaldirmis... Boya, badana... Halilar yikaniyor... Evde curcuna... Yemek yok, disaridan yiyoruz... Aksam anneme yardim ettim... 00:00 gibi uyudum...
O kadar sicak ki hava, odamin penceresi acik uyudum... Sabah 05:00 civari, penceremden usulca sokulan biraz hanimeli, biraz asma yapragi kokan meltemin yanagimi oksamasi ile uyandim... Sonra da uyuyamadim.Giydim esofmanlarimi... Sabah 05:00 .... Attim kendimi sokaklara...
Sokaklar... Ne kadar guzelmis benim mahallemin sokaklari... Ne kadar guzel... Akasyalar acmisti, mis gibi kokuyordu... Simdi Akasyalarin o bembeyaz cicekleri hep sokaklara dokulmus, yerlere sanki konfeti yagmuru yagmis gibi, her yer bembeyaz... Bir tekme savurdum o akasya ciceklerine, hepsi yukseldiiii, yeniden asagiya dustuler... Isteee yeniden akasya konfetisi yarattimmmm...
Birde Hanim teyzemin, bahce duvarlarindan sarkan hanimelleri var... "Offf bunlar niye kokmuyor ki..." derdim. Meger sabah 05:30da koklamak gerekiyormus, her yan sessizken, araclar daha yola cikmamisken, insan yiginlari sokaklara dokulmemisken, gurultu-patirdi-kargasa baslamamisken onlari koklamak gerekiyormus... "Yok aslinda onlar hep kokuyor..." derdi, sordugumda Hanim teyzem... Ama iste... Duyumsamak... Kendimi insan selinin icine kaptiriyor, suyun akisina birakiyorum ve duymuyorum demek ki o kokuyu... Hemen kokladimmmm, kokladimmm hanimellerini... Sonra ciceginden kopardim minik bir tane... O cicegin icinden bal cikar, bilmem bilir misiniz... Cocukken, butun kuzenler (dayi cocuklari, teyze cocuklari) yaz tatilinde anneannemde kalirdik... Kizlar Kur-an Kursuna gider, erkekler bahce ile ilgilenirdi... Iste o donemler anneannem hanimellerinin ballarini nasil yiyecegimizi gostermisti bize:))) Bende Hanim teyzemin bahce duvarindan sarkan hanimelisinden kopardigim cicekteki bali, icime cektimmmmm...
Sakin ve sesssizdi sokak... Dedim ya, rengarenk guller, hanimelleri, hatta asma yapraklarinin kokusu, hatta maydanoz kokusu...
Sonra neden bilmem... Kendimi mezarlikta buldum... Tanimadigim insanlarin mezarlari basindayim... Dua ettim hepsine... Hepsinin mezar taslarini okudum tek tek...
Yasam iste...
Aklima "bebegim, neremde tasiyayim seni..." diyen, "hasretlikten prangalar eskiten" Ahmet Arif geldi...
Aklima "sokakları-sokaktaki adami" anlatan Orhan Kemal geldi...
Aklima ustalarin ustasi Nazim Hikmet geldi...
Aklima Haziran'da dusenler geldi...
Onuru ile yasayip, gozlerini huzurla ama ozlemle kapayanlar geldi...
Onlar icinde dua ettim...
Saygiyla aniyorum degerli ustalarimizi, saygi, sevgi ve buyuk bir hasretle aniyorum...
Sabahtan beri done done dinliyorum, o icimi icime sigdiramayan Haziran'da Olmek Zor ezgisini... Dinlemeyen var mi bu guzel eseri hakkaten... Bence cok sey kaciriyorsunuz cok... Bugun bir Ahmet Arif okuyun, bir Nazim okuyun... Yada siz en iyisi bugun bir Haziran'da Olmek Zor'u dinleyin...
gece leylak ve tomurcuk kokuyor
yarali bir sahin olmus yuregim
uy anam anam, haziranda olmek zor
calismisim onbes saat
tukenmisim onbes saat
yorulmusum, acikmisim, uykusamisim
anama sovmus patron
sIkmisim dislerimi
islikla soylemisim umutlarimi
sicak bir ev ozlemisim
sicak bir yemek
sicacik bir yatakta unutturan opucukler
cikmisim bir dalgadan, vurmusum sokaklara
sokakta tank paleti
sokakta duduk sesi
sari sari yapraklarla dallarda
insan iskeletleri
gece leylak ve tomurcuk kokuyor
'uyarina gelirse tepemde bir de cinar' demistin yillar once
demek ki on yil sonra
demek ki sabah sabah
demek ki manda gozu
demek ki sile bezi
bir de memedin yuzu
bir de saman sarisi
bir de ozlem kirmizisi
demek ki goctu usta
kaldi yurek sizisi
yillar var ter icinde tasidim ben bu yuku
biraktim acinin alkislarina
3 haziran 63'u
bir kirmizi gul dali egilmis ustune
bir kirmizi gul dali simdi uzakta
oksar yanan alnini nazim ustanin
bir kirmizi gul dali egilmis ustune
bir kirmizi gul dali simdi uzakta
yatiyor oralarda
bir eski gomutlukte
yatiyor usta
gece leylak ve tomurcuk kokuyor
gecsem de golgesinden tanklarin tomsonlarin
suramda bir kus otuyor.
HAZIRAN'da OLMEK ZOR !!!
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Dogruya Dogru ...
27/10/2007
21.10.2007 tarihli Cumhuriyet gazetesi Ali Sirmen'in köşesinden alıntıdır:
" .......
Son yıllarda, sorunlar ile bayrakların boylarının büyümesi at başı gidiyor.
Bir süredir, "İstiklal Marşı" daha fazla çalınır, reklamlarda bile yer alır oldu.
Daha çok "İstiklal Marşı" söylüyor, daha büyük bayraklar çekiyoruz; bu arada borsamızın yüzde 70'inden fazlası, bankacılık sektörünün yüzde 42'si, sigorta şirketlerinin yarıdan çoğu yabancı denetiminde.
Milliyetçi duygularımızın artışıyla, ekonomimizde milli sanayiimizin payı birbirleriyle ters orantılı gelişiyor.
... Varsın alsın teker teker bütün bankaları gâvurlar!
Unutulsun, onur, bağımsızlık, namus, emek ne çıkar!
Benim bayrağım, marşım, cennet vatanım ruhuma dolar. "
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı